|

(Fatma Aliye'nin sosyal ortamlarda benimsediği giyim tarzı başı açık giyimdir) Fatma Aliye Hanım Osmanlı'nın son yüzyılına tanıklık etmiş bir aydındır. Koskoca imparatorluk çökmekte, dağılmaktadır. Babasının gelmiş geçmiş en önemli tarihçimiz Ahmet Cevdet Paşa oluşu nedeniyle Fatma Aliye çağının çok ötesinde bir eğitim alır. Batıyı ve doğuyu, hem coğrafyasıyla hem de tarihiyle kapsayan bir birikime ulaşır. Sadece yaşadığı topraklardaki kadınların değil, erkeklerin de sahip olmadıkları bir görüş açısı edinir. 
Bu resimde Fatma Aliye'yi, Hilal-i Ahmer'in (Kızılay) ilk kadın üyesi olarak 1. Dünya savaşında hemşireliği sırasında giydigi üniformayla görüyoruz. Günümüzde bu istisnai resim bazı çevrelerce kasıtlı olarak "tesettür" olarak yorumlanmak istenmektedir. Fatma Aliye, Osmanlı devlet adamlarının en tanınmışlarından Tarihi Ahmet Cevdet Paşa'nın büyük kızıdır. Ahmet Cevdet Paşa medresenin yetiştirdiği son nitelikli nesildendir. Bundan sonra medreseler hızla işlevsiz kalmışlardır. Nitekim aklı başında kişiler pozitif bilimsiz "ilim" olamayacağını sezmiş ve çağdaş bilgilerle donanmaya çalışmışlardır. Bu genel çöküşün içinde, Fatma Aliye ve kardeşleri (Ali Sedat ve Emine Semiye) baba evinde bir bilim vahası bulmuşlardı. Paşa kimi zaman çocuklarına bizzat astronomi, mantık, sosyoloji, tarih dersleri verdiği gibi bu derslerin kitaplarını da defterler halinde kaleme almıştır. Bunun dışında kalan konularda eve gelen hocalardan ders alan çocukları için evde bir kimya laboratuarı dahi kurulmuştu. Zamanın geçerli yabancı dili olan fransızcayı da iyi derecede öğrendiler. Onu en çok ilgilendiren konu Osmanlı'da kadının durumuydu. Kadın eve kapatılıyor, eğitimsiz bırakılıyor ve yaşamın her alanında hakkı yeniyordu. Üstelik "din emrediyor" bahanesiyle çok eş ya da cariye alma meraklısı, cahil kalmış ulema ile de yine dini ve felsefi bilgiler ışığında savaşıyordu. Bu kesim son yüzyılda dünyada olan gelişmelerden nasibini almamış ve tarihin her döneminde olduğu gibi statüsünü korumak için hurafenin arkasına sığınıyordu. Osmanlının çöküşünün gerçek nedeni olan bu sahte ulemanın kurtuluş savaşındaki negatif rolünü tarih kayda geçmiştir. Bu "dekor" içinde, Cumhuriyet öncesi dönemde yaşamış bir kadın aydının durumunun güçlüğünü ve mücadelesinin önemini daha iyi anlıyoruz. Nitekim George Ohnet'nin "Volonté" adlı eserini "İrade" başlığıyla Türkçe'ye çevirmiş ancak kendi ismini kullanmayıp "Mütercime-i Meram" şeklinde imzalamıştır. Bunun nedeni zamanın insanlarının bir kadının tercüme eserine vereceği tepkiydi. Fatma Aliye'nin Osmanlı'nın son dönemindeki tartışmalara katılmış ve bu dönemde eser vermiş olması nedeniyle kullandığı "yerli" referans, elbette İslam düşüncesi olmuştur. O dönemin toplumunda başat düşünce akımı zaten budur. Ancak Fatma Aliye, özgürlükçü ve çağdaş "dış" referanslar ışığında her konuya bir batılı kafasıyla eğilmiştir. Son zamanlarda onun gibi "geçiş dönemi" insanlarına çokça haksızlık yapıldığını görüyoruz. Emin olduğumuz birşey varsa o da Fatma Aliye'nin kesinlikle ilerici olduğu, cehalet, hurafe ve gericilikle savaştığıdır.
|